15 Haziran 2015 12:33


Galatasaray eski başkanı Duygun Yarsuvat, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) başkanlığına aday oldu.
Galatasaray eski başkanı Duygun Yarsuvat, Türkiye Futbol Federasyonu'nun 25 Haziran'daki Seçimli Genel Kurulu'nda başkanlığına adaylığını açıkladı. Yarsuvat adaylığını açıkladığı basın toplantısında mevcut yönetimi eleştirirken, "Futbolda barışın, sevginin ve bu güzel oyunun kazanması için, topu taca atmayarak arkadaşlarımla bu isyana kulak verilmesini istiyoruz" dedi.

Kulüpler Birliği Vakfı Başkanı Göksel Gümüşdağ'ın 14 kulüp olarak TFF Başkanı Yıldırım Demirören'i destekleyecekleri yönündeki açıklamasının kendisini harekete geçmek konusunda dürttüğünü belirten Duygun Yarsuvat, "Bu demokrasi değil, seçim değil. Kimsenin haddinde değil" ifadelerini kullandı.

"BU ÇİFTLİKTE YAŞAMAYA DEVAM EDEBİLİRSİNİZ"
Ben ve arkadaşlarım müşterek hareket edip çalışıyoruz. Genelde aynı görüşü paylaşıyoruz. Bu görüş spor, özellikle futbol hayatına demokratik olguların katılmasını sağlamaktır. Bunun için inisiyatif futbol isimli bir grubumuz var. Sizin için futbol ise ve futbola karşı oynanan oyunlara karşı iseniz, futbolda barışın, sevginin kazanması için bizimlesiniz. Belli başlıklar altında olması gereken konuları ortaya koyduk.

Eğer futbol sadece bir oyun değilse; ne şekilde kazanıldığının önemi yok ise; kulüpler arasında atılan nefret tohumlarının bana dokunmadıkça bin yıl yaşasın diyorsanız, bu çiftlikte yaşamaya devam edebilirsiniz. Ancak futbol hepimizin sevdiği bir oyun ise başka takım taraftarları düşmanınız değilse, başka takım taraftarları sizin düşmanınız değilse, aynı evde yaşadığınız kardeşiniz başka takımı tutabiliyor ve aynı anda maç izeleyebiliyorsanız futbola barışı getirirsiniz bizimlesinizdir. Taraftarın statta yer almaması önemli değilse, üçüncü bir göz ile taraftarı sindirmek, futbol taraftarını müşteri olarak görüyorsanız pasolig uygalamasına devam ediniz.

"BU UYGULAMALAR, FUTBOL HAVZASINDAN SİLİNMELİ, KAZINMALIDIR"
Haksız cezaların önüne geçmek, her şeyi yapan taraftar için futbol oynamak ise yukarıdaki uygulama değişmeli. Eğer ki; endüstriyel futbol ifadesini kullananlar, futbolu fazla görüp sadece endüstri istiyorsa, topu santraya dikip başlama vuruşu yapmak yerine sahanın içine bacalar dikiyorsa, artan gelirin nasıl borçları artırdığını sorgulayamıyorsa, Türk futbol şirketleri iflas halinde iken bile şirketleşme istiyorsanız, Avrupa insan haklarına, Anayasa'ya, Türk Ticaret Kanunu'na aykırı hareket ediyorsanız, 'benim olsun' diyorsanız devam edin.
Amacınız futbolda kurumsallaşma ve istikrarı istiyorsanız, hisse senedinin yükselmesinden ziyade takımın futbol takımının yükselmesini istiyorsanız, futbolda demokratik bir yapının olması için, ölü doğan Süper Lig Futbol Aş gibi tüm hukuka aykırı
uygulamalar, futbol havzasından silinmeli kazınmalıdır.
"BU BİR SEÇİM DEĞİL, ATANMADIR, TAYİNDİR"
Federasyonun özerk olmasını istiyoruz. Eğer futbol ile siyaseti bir bütün olarak görüyorsanız, futbol bir araç ise, devletin futbolu finanse etmesi sizi rahatsız etmiyorsa, bu finansmanla belediye kulüpleri hızla siyasileşiyorsa; bu federasyonla devam edin. Buna karşın futbolun özgün ve özerk anlayışın devam etmesini istiyorsanız gelin beraber olalım. Zira bu düzen artık değişmelidir. Özerklikten bahsedilince seçimlere geliniyor. Seçim; yönetmek için araç değil de amaç ise, 15 güne sıkıştırılan süreç adalet duygusunu incitmiyorsa, seçimden önce çeşitli gruplardan yapılan açıklamalar ve aday olmak bile imkansız hale getirilmesi sizi incitmiyorsa, her delege bir aday için imza verebiliyorsa, delege listesinin açıklanmasından sonra bir gün içinde adayların açıklamak zorunda bırakılıyorsanız bu bir seçim değildir, bu atanmadır, tayindir. Kimin aday olacağı zaten başkaları tarafından tayin edilmiştir.
Futbolcuların milli takımda ıslıklanmalarını ve maça çıkamamalarını normal buluyorsanız bu şekilde devam edebilirsiniz. Ülkesini gururla temsil eden bir milli takım arzuluyorsanız, her renge gönül veren taraftarın ay-yıldız altında bütün olarak görmek istiyorsanız, milli formayı terletmenin gurur olduğunu futbolcuya ya da taraftara anlatmak istiyorsanız bu düzen değişmeli. Böyle genç bir ülkenin futbolcu yetiştirememesini, futbolcuların bir metaya dönüşmesini normal buluyorsanız devam edin.
Futbolcuların insan olduğu gerçeğini unutursanız, değerlerinin düşmemesi, sakatlıklarına bağlı olduğu ve bu sakatlıkların saklanmasına dayandığını biliyorsanız, yapılmış olan muayenelerin zorunluluklar olduğunu düşünüyorsanız, federasyonun görevinin sadece geçmiş olsun deyip, hastanelerde ziyaretle sınırlı kalacaksa bu dövüş devam etmeli. Buna karşın futbolcunun sırtını dayadığı sosyal bir güvencesi olmalı. Sakatlığını saklayarak değil; etkin bir şekilde tedavi edilip formasına kavuşmasını istiyorsanız, sağlığına kavuşmuş futbolcuyla övünmek, federasyonun bünyesinde kurulacak, bütün yurda hizmet edecek tüm lisanslı futbolcuların tedavisiyle özellikle ilgilenecek sporcu hastanesi kurulacak. Bu anlayışı ve bunları istiyorsanız başta söylemiş olduğumuz anlayışın değişmesi gerekir.
"KOLTUĞUNUZDA UYUMAYIN, LÜTFEN EVİNİZE GİDİN"
Kulüpleri temsilen girilen naklen yayın ihalelerinde yayın hakkını değerinin çok üstünde satmak bazı kişilere gurur veriyorsa, buna karşın taraftar kendi takımının gollerini bile seyredemiyorsa, futbol programları görüntü yokluğundan magazin programlarına dönüyorsa, koltuğunuzda uyumayın, lütfen evinize gidin. Gerçek değeriyle bağdaşmayan astronomik değerle satılan naklen yayın, futbolu, kapitale bağımlı hale getiriyor. Bu bağımlılık sizi rahatsız ediyorsa, maçların yayın saatini bu kapital yapıyorsa, futbol programlarında sadece futbol izlemek istiyorsanız, taraftar olarak en azından takımınızın gollerini seyretmek istiyorsanız lütfen yer değiştiriniz.
Eğer bir futbolcunun birden fazla sözleşmeye imza atması son derece doğal ise, kulüplerin kasasında bulunan sözleşme ile federasyona yollanan sözleşmeler farklı ise, kulüpler sporu bırakıp alış veriş merkezi, otoparklar işletme yarışına girmiş ise, federasyonun da bu futbolu kolaylaştırmışsa maskeli balo devam etmeli.
Kimi halka açık şirketler kimi de kamuya açık dernhekler statüsünde yönetilen kulüpler şeffaf olmalı. Futbolcudan, 'alacağı yoktur' yazısı almak yerine transfer yapılmamalıdır. 600 milyon Euro'luk bütçesi bulunan kulüplerle rekabet için alt yapıyı kuvvetlendirmek lazım. Bütün kulüplerin alt yapısını kuvvetlendirmesini arzu etmekteyiz.
"EN ÇOK BAĞIRAN HER ZAMAN HAKLI İSE..."
Futboldaki adalete gelelim. En çok bağıran her zaman haklı ise, büyük balık küçük balığı yer ise bazen gözlerimizi kapatmak en iyi hal çaresi ise spor yargı mensubu olmak bir yeterlilik, liyakat meselesi değil de seçim jesti ise bu çark aynı şekilde dönmeye devam edecektir. Ancak adalet güçlünün yanında değil, haklının yanında ise, mesele iyi veya kötü olmak değil, adil olmak ise spor mahkemeleri önünde kulüplerin bütçesinin bir önemi yok ise bu mekanizmaya artık çomak sokulmalı ve buna bir son verilmeli.
Arkadaşlarım ve ben futbolda bir kere olsun barışın, demokrasinin, sevginin kazanması için bir kere olsun bu temiz oyunda berabere kalmak için, bir kere olsun sadece futbol için topu taca atmayarak futbolun isyanına kulak vermenizi, verilmesini istemeyiz. Dolayısıyla ben ve arkadaşlarım bu noktalar üzerine çalışacağını belirterek inisiyatif futbolu burada açıklıyorum.