3 Temmuz başından sonuna kadar başarısız bir şekilde planlanmış ve uygulamaya koyulmuş büyük bir kumpastı.
Ülkemizde 3 Temmuz gibi fazlasıyla teknik ve karmaşık bir kumpası kurmak için zekâ seviyesi “maalesef” fazlasıyla ek***tir; hatta yoktur.
Ek*** olduğu için de bugün çorap söküğü gibi çözülmüş, geriye Fenerbahçe’nin yarattığı o büyük ve yaşlısı, genci, kadını erkeği ile omuz verdiği görkemli direniş kalmıştır.
3 Temmuz’da aktif görev almış tüm unsurların son iki yıl içinde teker teker kanun kaçağı ya da suçlusu haline gelmiş olması bir tesadüf müdür yoksa bir döneme de damgasını vurmuş ilişkiler ağının bir sonucu mudur?
3 Temmuz gibi karmaşık ilişkiler ağına sahip bir kumpası kurmak için zekâ seviyesi yoktu; peki ne vardı?
Bildikleri en iyi şey tabii ki karanlık ilişkileri, suç at izi kalsın, zaten kendilerinin içinde yer aldıkları gizli kapaklı organizasyonlardı.
Genel kamuoyu ortalaması araştırmayı sevmeyen, okumayan, gazetelerin veya televizyonların attığı manşetlerle bilgi sahibi olan kişilerden oluştuğu için yapılması gereken şey bir suç yaratmak ve bunu o insanların üzerine kirli bir algı yöntemiyle yıkmaktı.
3 Temmuz sürecinde insanlar şartlı refleksle hareket ettiler.
Hangi sözü daha çok duyduk?
“Hangi takım şike yapmıyor ki?”
Eee?
“Fenerbahçe 3 Temmuz’da yakalandı yoksa bütün takımlar şike yapıyor!”
Bu kirli algının üzerine 3 Temmuz yerleştirilmek istendi.
Geçtiğimiz Pazar günü Adnan Polat, “3 Temmuz benim başıma gelmiş olsaydı, Camia beni Metris’e gömer, üzerime de beton dökerdi!” açıklamasını sadece sahip çıkma potansiyelini anlatmak için mi söylemiştir? Yoksa bu sözün gerisinde yatan çok daha başka şeyler mi vardır?
Aziz Yıldırım zaten toplumun geneli tarafından özenilen, keşke bizim kulübün başında olsaydı denilen, ancak olmadığı için de aynı zamanda nefret edilen bir başkan modeliydi. Yani, tam biçilmiş kaftan bulunmuştu.
“Kim şike yapmıyor ki?” sorusunu soran her kişi bu ülkede rekabetin hangi şartlar dâhilinde yürüdüğünü bilip, buna sesini çıkarmadığı gibi, bu kirli algıyla hiçbir araştırmaya girmeden, derinlemesine inceleme yapmadan konu sadece Fenerbahçe’nin kirletilmesi olduğu için kayıtsız şartsız bu operasyona destek verdi.
Kuşkusuz aklın durduğu, insani anlamda merhamet duygusunun yok olduğu, kaba ve insafsızca yürütülen bir fanatizmin ön plana çıktığı bir dönemdi 3 Temmuz!
Bugün 3 Temmuz’a aynı şekilde destek verenler bu fanatizm dışında tutunacakları tek bir dayanak kalmamıştır.
Ve maalesef adaletin bir gün herkese gerekeceği dönem hızla bu karanlık ekibin etrafını sarmaya başlamıştır.
Çünkü gerçeklerin bir gün ortaya dökülmek gibi çok rahatsız edici ve yakıcı bir tarafı vardır!
Bu sürecin görüntüdeki destekçileriyse zaten o kirli ilişkilerin içinde olanlardı.
Onlardan biri de kuşkusuz Platini’ydi.
Ülkemizdeki yerli işbirlikçileriyle bilmiyoruz hangi türden menfaat ilişkileriyle birlikte Fenerbahçe’yi daha operasyon dava konusu olmadan sanık sandalyesine oturtmuş, yargılamış ve suçlu bulmuştu.
“Bu dava bittiğinde herkes Fenerbahçe’nin suçlu olduğunu görecek!” dediğinde dahi muhtemelen şahsi hesaplarındaki açıklayamadığı hesap hareketleri devam ediyordu.
Kim suçlu değil ki?
Hangi biriniz bu kirli, menfaat ilişkilerinin içinde değilsiniz ki?
Değil mi?
Kendi suçunuzu örtmenin en güzel yolu başkalarını itham etmek, suçlamaktır.
“3 Temmuz ve Fenerbahçe İdeolojisi” kitabının girişinde 11 yaşındayken başımdan geçen anıyı boşuna eklemedim ben oraya!
3 Temmuz 2011’den yaklaşık bir ay sonra Fenerbahçe’nin suçu sabitti ve Avrupa Kupalarından uzak tutulmaya çalışılıyordu.
Platini’nin başında bulunan UEFA benzer uygulamaları ne Shaktar’lı oyuncu Fred konusunda (*) ne de Yunanistan’da Olympiakos Kulübünün Başkanının şikeyle yargılanma sürecinde tekrar etmeyecek, tüm soruşturmaların ve davaların sonuçlanmasını beklemeyi tercih edecekti.
Kuşkusuz her iki soruşturmanın 3 Temmuz’la yakından uzaktan alakası bile yoktur.
Platini ve UEFA 3 Temmuz sürecinin tamamlanmasını beklemiş olsa Fenerbahçe hak ettiği halde katılamadığı tüm Şampiyonlar Ligi turnuvalarında oynamış olacak, takımı dağıtılmayacak ve onun yerine oralara giden kulüplerin aldığı haksız kazancı kasasına koymuş olacaktı.
Bu haksızlığın hesabını birileri ödemeyecek mi?
Bugün 3 Temmuz Davası çökmüştür. Son olarak Yargıtay’ın onaması beklenmektedir.
Peki ya Fenerbahçe’nin kaybettikleri?
Platini ve ülkemizdeki yerli işbirlikçileri 3 Temmuz’da Fenerbahçe’nin suçlu olduğuna nasıl bu kadar koşulsuz inanabilmiş, ikna olabilmişlerdi?
Kuşkusuz bunun cevabını bize gündem veriyor.
“Platini ve Blatter 8 yıl futboldan men edildiler!”
Neden?
Hesaplarında açıklayamadıkları para hareketleri, muhasebe kayıtlarındaki usulsüzlükler ve sahte belgeler tespit edildi de ondan!
Komik değil mi?
Hey gidi günler; bir dönem UEFA sopası olarak başımızdan ek*** edilmeyen Demoklesin kılıcı gibi duran “bizi 8 yıl kupalardan men ederler” kaygısının nedeni buymuş demek?
3 Temmuz sürecinde tüm Fenerbahçe’nin ve Aziz Yıldırım’ın hesapları incelenmiş karanlıkta kalacak tek bir hesap hareketi bulunamamıştı.
Platini kendi açıklayamadığı hesapları bu kadar ortadayken Fenerbahçe’yi elbette kolaylıkla suçlayacaktı, “zaten hepimiz bu kirli işlerin içinde değil misiniz?”
İşte 3 Temmuz kumpasını, kirli algısını kamuoyu önünde böyle kolaylıkla savunmadaki rahatlık buradan kaynaklanıyordu.
Bu ateşin üflenerek sönmeyeceğini iddia edenlerin kendi yönetimleri sırasında yaptıklarını bir türlü açıklayamadıkları, her gün yeni bir bilirkişi raporlarıyla haksız kazanç sağladıklarına yönelik tespitler yapıldığı günler yaşıyoruz.
“3 Temmuz’dan bile daha kirli” diyen (***) ve her türlü kirliliği, çirkinliği, ilişkiyi sanki devam bir süreçmiş gibi, kumpas olduğu bu kadar ortadayken 3 Temmuz’a yükleyip, şampiyon olduğunda yüzünde güller açan ülkemiz “gazeteciliğidir” daha kirli ve temizlenemeyen!
3 Temmuz kirli bir algı operasyonuydu ve etrafındaki aktörlerin neredeyse hepsi teker teker adalet önüne çıkıyor ve suçladıklarından daha büyük suçlarla yargılanıyorlar.
Bu 3 Temmuz’un kimler tarafından nasıl yönetildiğinin açık ve net delilidir.
Platini şimdi kendini aklayacak bir adalet arasın dursun.
Tabii önce şu açıklayamadığı hesap hareketlerinin bir hesabını versin!
Adalet senin için bile gerek Platini ancak biz onu nasıl kullanacağını da iyi biliyoruz, diğerleri gibi!
(*)Fenerbahçe'nin zorlu sınavı ve UEFA'nın Fred tutumu | Uzay Gökerman | Milliyet.com.tr
(**)http://www.milliyet.com.tr/uzay-gokerman–fenerbahce–hile-ile–fesat-ile-batamaz—2109483-skorer-yazar-yazisi/
(***)http://www.milliyet.com.tr/uzay-gokerman–2010-11-sezonundan-bile-kirli–olan-nedir–2057719-skorer-yazar-yazisi/
http://twitter.com/uzaygokerman
uzaygokerman@gmail.com
UZAY GÖKERMAN
http://www.milliyet.com.tr/uzay-gokerman-adalet-senin-icin-bile-gerek-platini-ama-onu-nasil-kullanacagini-biliyoruz–2167560-skorer-yazar-yazisi/